Almanya’daki Alman Azınlık

Korona Avrupa’da ve dünyada korkutucu bir hızla yayılıyor.

Son verilere göre İtalya en çok kayıp veren Avrupa ülkesi ve hala zarar vermeye devam ediyor. Virüsün İtalya’da bu hızla yayılmasının ilk sebebi olarak akla tabi ki Venedik festivali geliyor, özellikle festivalin Çin yeni yıl tatili ile hemen hemen aynı tarihlere denk gelmesi ve birçok Çinli turisttin tatil destinasyonu olarak Venedik festivalini tercih etmesi başlıca etmen. Bütün dünyada virüsün ortaya çıkış tarihi ve özellikle böyle global bir seyahat patlamasının belli olduğu dönemde ortaya çıkısı sosyal medyada da basında da şüpheyle karşılandı. Herkes aynı soruyu sordu veya düşündü. Bu bir komplo mu?


Gayet cezbedici ve özellikle sinema filmlerinde çokça kullanılan bir konu olsa da  aslında durum gayet açık.

Grip virüsü DNA’sını değiştirebilen ve geliştirebilen bir yapıya sahip.

Yani değişen fiziksel şartlara oldukça hızlı ve verimli bir şekilde uyum gösterebiliyor. Son yıllarda grip virüsünün ona karşı kullandığımız ilaçlara daha dayanıklı ve yenilmez olmasının sebebi bu.  Bu konuyla ilgilenenler bundan 10 – 11 yıl önce gayet güncel olan antibiyotik kullanımında yapılan hatalar konusunu hatırlayacaklardır. Yüksek dozda ve bilinçsiz kullanılan antibiyotikler sonucu bir gün grip gibi basit bir hastalıktan ölümlerin gerçekleşeceği konusu bilim kurgu senaryoları gibi ortalıkta konuşulurdu. İşte şimdi yaşadığımız bu öngörülmüş son aslında bildiğimiz ve beklediğimiz bir senaryo. Komplo teorileri cazip ve eğlenceli ama artık olay gerçekten ciddi boyutlara ulaşmış durumda.
İnsanlar bu salgından ne gibi sonuçlar çıkarır, ne dersler alınır ve hayatımızda neler değişir, bunu şimdi söylemek zor ama antibiyotik ilaç kullanımı ile ilgili daha  ciddi çalışmalar yapılacağını düşünmek istiyorum. Bugün yaşadığımız gerçekten büyük bir toplumsal felaket ve onu destekleyen sosyal ve siyasal gelişmeleri de göz önüne aldığımızda virüsün dünya çapında değişiminde oldukça etkili bir faktör olacağını söyleyebiliriz.


Sadece ülkemizi değil bütün Avrupayı yakinen ilgilendiren bir sosyal değişimin tam ortasındayız.

Suriye deki savaş ve göçmenlerin, Türkiye üzerinden Avrupa’ya gitmek istemesi, her ne kadar Avrupa ülkelerinin, üstüne alınmak istemeseler de  en birinci konusudur. Çünkü bu insanların asıl amacı Avrupa da bir hayat kurmak. Türkiye zaten onlara yeni bir hayat vermişken, bunu elinin tersiyle itiyor ve canları pahasına Avrupa yollarına düşüyorlar. Bu kararlılığın önünde kim durabilir. Şu anda zor kullanarak insanlar vazgeçirilmeye çalışılıyor ama bu insanların geldiği ortamı ve kararlılıklarını gördükçe aslında bunun nafile bir çaba olduğu kolaylıkla anlaşılabilir.


İslam günümüzde en hızlı yayılan din.

Bunu bazı Amerika kaynaklı araştırma şirketleri de çeşitli araştırmalarla kesin olarak saptamış durumda. Bu araştırmalardan birinde (PEW araştırma merkezi) dünyadaki Müslüman nüfusun çocuk yapma oranı 2.9 olarak tespit edilmiş. Oysa bunun dışındaki diğer tüm grupların  çocuk yapma oranı ise 2.2. Zaten dünyadaki Müslüman nüfusun savaş, göçmenlik, gelenekler ve bunun gibi birçok sebepten dolayı dünyadaki en genç nüfusa sahip grup olduğu  biliniyor. Bundan daha iki gün önce Suriyeli göçmen bir kadının Yunanistan sınırında doğum yaptığı ve sağlıklı bir bebek dünyaya getirdiği haberi hepimizi sevindirmişti.


İçişleri bakanlığı verilerine göre Edirne üzerinden Yunanistan a geçen göçmen sayısı 142 binden fazla.

Ve daha devam ediyor. Göçmenler sınıra yığınak yapıyor ve umutlarını koruyorlar. Bu göçmenlerin çoğunluğunun hedefi Almanya ve Fransa. Almanya’da şu an resmi rakamlarla 5 milyon (PEW) Müslüman yaşıyor.  Almanya’da yaşayan alman vatandaş sayısı ise 72 milyon. Bu araştırmadaki bir senaryoya göre Almanya ya göçün yoğun olarak devam ettiğini düşünürsek, Müslüman nüfus  2050 yılında 17,5 milyona çıkması  bekleniyor.


Tabi ki bu rakamlara, sınırda yığınak yapan Suriyeli göçmenler, Almanya’nın nüfus artış hızının Müslümanlar göre çok düşük olması ve korona virüsünün Avrupayı kırıp geçirmesi dahil değil.
Bütün bu beklenmedik ve hızlı gelişmeleri hesaba katarsak, Almanya başta olmak üzere  bütün Avrupa’nın hızla ve durdurulmaz bir şekilde Müslümanlaştığını söylemek yanlış olmaz. Şu an belki Müslüman azınlık deniyor, ama önümüzdeki 10 yıl içinde bunun Almanya’daki alman azınlık olarak değişeceğini söylemek hiçte bilim kurgu olmaz. Gripten insanların öleceği söylemi bundan 10 yıl önce daha bilim kurgu değildi.

Feriha Bahçuvan – Sosyolog / Yazar